gana
Gana videomuzu izleyin güneyi okyanus serinliğini kuzeyi
çöl sıcağını yaşıyor ülkenin. İlk olarak kuzeydeki
Tamali şehrindeyiz.
Gana
Vizesi İçin Gerekli Evrak Listesi
1- Askari altı ay geçerli pasaport
2- 2 Fotoğ
3- vize form
4- Elçiliğe hitaben yazılmış vize istek dilekçesi seyahat sebebini
ve tarihlerini gidecek kişinin adının ve masraflarının nasıl
karşılanacağı da hikaye edilmiş olmalıdır.
5- Ticari seyahatlerde karşı firmadan davetiye mektubu
6- Otel rezer
7- Uçak rezervasyonu
8- Gelir durumunuzun belgeleri
• Banka cüzdanı, mektubu
• Tapu, ruhsat fotokopisi
• Kredi kartı limitlerinin gözüktüğü ekstre.
9- Seyahat sağlık sigortası 30.000 Euro kapsamlı Seyahat süresini
kapsayan
10- SSK'lı çalışanlar için SSK işe giriş bildirgesi
11- SSK hizmet dökümü.
12- 3 aylık maaş bordrosu
13- Firma ortakları ortaklık belgesi
14- BağKur Pirim dökümü
15- Şirket evrakları
• Vergi Levhası
• İmza Sirküsü
• Ticaret Sicil Gazetesi
• Ticaret Odası Oda sicil
• Faaliyet Belgesi
16- Pasaport'un 1, 2, 3, 4. sayfalarının, geçerli vizelerin ve son
kimlik sayfasının fotokopisi
17- Öğrenciler için yeni tarihli öğrenci belgesi ve ebeveyn
evrakları
18- Emekliler için emeklilik cüzdanları
* Büyükelçilik Konsolosluk dairesinin sizin vizeniz için istedikleri genel
evrak listesidir. Fakat ek
evrak da isteyebilir. Bilginizi rica ederiz.
Gana da birçok Afrika ülkesi ile aynı kaderi paylaşmış ve sahip
olduğu zenginlikler için sömürülmüş, yıllarca.Gana videomuzu
izleyin.KARA
AFRİKA GANA
Batı Afrika’nın kara incisi olan koridor ülkelerine
(Gana-Togo-Benin) seyahatimiz sürüyor. Türkiye’den ayrılmadan
evvel bu bölge ülkeleri hakkında sağlık ve tehlikeli oldukları
konusunda endişeler hissetmiyor değildim.
Dubai’den aktarma ile Kara Afrika’nın dünyaya açılan kapısı
olarak bilinen başkent Accra’ya 18 saatlik bir yolculuktan sonra
varıyoruz. Havalimanından dışarı çıktığım anda Gine Körfezinden
esen ciddi anlamda sıcak bir rüzgârın bize hoş geldiniz
düşünüyorsunuz. Yılın her ayında 30 derece sıcaklığın sabit olduğu
Gana’da nem oranı maksimum düzeyde.
Rehberimiz gerekli ilgiyi gösterdikten sonra, son derece
yüksek ve ulu ağaçların arasından başkent Accra’ya aşağı yukarı 20
km kadar uzakta olan Coco sahilindeki Beach Resort oteline vardık.
Dünya’nın en ciddi trafik sorunlarından biri de Accra’da. Çift
yönlü bir yolun her iki yönünü de aynı istikamette giden araçlar
doldurduğundan burada, ilerlemek bir yana kıpırdamak mümkün
değil.Ciddi duman ve rutubet kokusu havaya hakim.
Alan olarak çok ciddi bir sahaya yayılmış olan başkent Accra ile
her ne kadar Ganalılar övünse de övünülecek pek bir yönünün
olmadığı görülüyor. Kerpiçten evler, Avrupa’dan bir şekilde ülkeye
sokulmuş, eski arabalar, araba lastikleri ile çirkin bir
görüntü kirliliğinin tüm ülkeye yayıldığını gözlemlemlüyorsunuz
Ekvatoral kuşakta olan Gana’nın, Atlantik Okyanusu, Gine
Körfezinde 550 km kıyısı olup adını da bundan 700 yıl önce
bu topraklarda hüküm sürmüş eski bir Afrika İmparatorluğu’ndan
aldığı söylendi. Birçok kaynakta Golden Beach diye bilinen bu
bölge zengin altın madenleri nedeniyle birçok Avrupa ülkesinin bu
bölgelere yerleşmesine sebep olmuş.
Altın ve dünyanın en fazla kakao üreten ülkesi olması da
Avrupalıların bu bölgelere yerleşmesine vesile olmuş.
Kakaodan sonra en fazla kereste üreten Gana, özellikle kuzeyinde
bulunan ve Aşanti Krallığının’da başkenti sayılan Kumasi adlı
şehrinden dünyaya büyük oranda kereste ihraç etmektedir.
Dünyanın en büyük beşinci büyük baraj gölü olan Volta Nehri
üzerindeki Akosombo Barajı da Gana’da olmasına rağmen gerek
ekonomik çalkantılar gerekse iyi bir yönetim anlayışının ülkede
egemen olmaması nedeniyle iyi derecede kullanılamadığı her
halinden belli. Çünkü eski adı Yukarı Volta olarak bilinen ve
bugünkü Burkina Faso’dan doğarak Gine Körfezine dökülen Volta
Nehri, Gana için yaşamsal bir öneme sahip olmasına rağmen, ülkede
içme suyunun bulunmayışı gerekli miktarda elektriği üretemeyişi ve
Gana halkının özellikle dışarıdan taşıma sularla hayatlarını
sürdürmeye çalışması ben de bu görüşün oluşmasını etken kıldı.
Göl üzerinde yaptığım bir sandal gezisinde gölün çevresinin
yemyeşil tropik ağaçlarla kaplı , kıyısında hemen hemen her
yerinde sazlardan yapılmış barınak tarzındaki köy evlerinin
bulunduğunu gözlemliyorum.Su yanı başlarında olmasına rağmen
içeride suyu bulunmayan ahalinin tüm temizlik! işlerini göl
kıyısında yapmaları çok ilginç.Çamaşır ve bulaşıklarını aynı yerde
yıkayıp bir de üzerine aynı ortamda yıkanmaları,suya girip
serinlemeleri gerçekten garip bir durum.Yine göl kıyısındaki beyaz
midye kabuklarından yığınlar dikkatimizi çekiyor ve öğüterek boya
yapıldıklarını öğreniyoruz.
Accra’ya dönüş yolunda çok ilginç bir köylü pazarına rastlıyorum.
Bu pazarda tüm satıcılar tamamen kadın. Hemen hemen tüm kadınların
başında kocaman bir leğen ve içleri aşağı yukarı en az 5- 10 kg
arasında değişen satılık ürünlerle dolu. Pazara ağır bir koku
hakim.Bunun en önemli nedeni de mim ağaçlarının dallarından elde
edilen caku denilen odun kömürünün de pazarda satılıyor olması.
Tüm tezgahlarda da bu ürüne rastlamak olası. İçlerinden Anastasia
isimli genç ve güzel bir kız yine kafasının üzerinde tüm mutfak
gereçlerini bir arada taşımayı nasıl beceriyor anlayabilmiş
değilim.
Yabani muzdan yapılan ve adına “platin” denilen bir yiyecek ile
yine görünümü ve tadı itibari ile patatesi andıran bir bitki olan
“yam” da tüm Gana’da olduğu gibi burada da satılıyor. Diğer ilginç
bir durumda, tuzaklarla yakalanan köstebeklerin kızartılmak
suretiyle tüm Gana’da satılması. Tüm yol kenarlarında bu şekilde
kızarmış köstebek satıcılarına rastlamak mümkün.
Başkent Accra’da sokakları arşınlamaya başladığımda her an
sürprizler karşılaşacağımı önceden bilmem beni hem
heyecanlandırıyor hem de şaşırtıyor. Ölenlerin mesleklerine göre
tabut imal eden bir atölyeyi ziyaret ediyoruz. İnsanların henüz
ölmeden evvel siparişlerini verdikleri, büyük bir itina ile
hazırlanan, coca cola şişesi, cep telefonu, uçak, gemi, araba
şeklinde hazırlanmış tabutları görünce geleneksel din anlayışının
burada ne kadar önemli olduğunu anlamamak mümkün değil.
Accra’nın en önemli meydanı olan Özgürlük Meydanı Osu Kalesine
giden yol ile şehrin tam merkezi arasında yer alan bir alanda.
Accra’nın bağımsızlık meydanı, bilinen diğer meydanlardan çok
farklı. Atlantik Okyanusu kenarında olimpik statlarda benzeri
görülebilecek tribünlerin olduğu bağımsızlığın kutlandığı bir
meydan olarak düşünülmesi gereken bir yer. Alanın tam ortasında
yer alan özgürlük anıtının üzerinde sosyalizmi simgeleyen yıldız
bulunmakta. Gana, Afrika kıtasında bağımsızlığını kazanan ilk ülke
olmasıyla övünüyor. Gana Bayrağı kırmızı, sarı ve yeşil renklerden
oluşmakta ve orta şeritte de bir siyah yıldız bulunuyor. Kırmızı o
bölgede dökülen kanı, sarı altın madenlerini, yeşil ormanlarını ve
siyah yıldızda Kara Afrika’daki ilk bağımsızlığı ifade ediyor.
Accra’nın liman bölgesi olan ve eski başkent Tema, yeni başkent
Accra’ya pek de uzak sayılamayacak bir mesafede. Mim ağacı denilen
yol kenarlarında bolca bulunan ve ağaçlarının dallarından odun
kömürü yapıldığını, yapraklarının da kaynatılıp içildiğini ve
sıtmaya karşı iyi geldiğini öğrendiğimiz ağaçların arasından devam
eden bir yol ile sağımızda Atlantik Okyanusu Tema’ya varıyoruz.
Tema kentinin bir özelliği de tam olarak Greenwich meridyenin
üzerinde yer alıyor olması. Hıristiyan misyonerlerin bu hususu
dikkate alarak tam meridyenin geçtiği noktaya bir kilise inşa
etmeleri de sanırım animist dinlerden yerel halkı uzak tutmaya
yönelik gayretlerinin bir parçası.
Accra’da ziyaret planlarımız arasında yer alan Osu Kalesi bugün
Gana Devlet başkanının yaşadığı bir yer. Ancak ziyaret edeceğimizi
söylediğimizde bırakın ziyareti yanaşmanın dahi imkan olmadığı bir
yer olduğunu öğreniyoruz. Özel bir yol ile gidilen ve yerel halk
dahil kimsenin yaklaştırılmadığı bir kale olan Osu Kalesini ancak
uzaktan gizli olarak fotoğraflayabiliyorum.
Jakaranta(üzerlerinde ateş kırmızısı çiçekleri olan, bazen şemsiye
şeklindeki tropikal bölge ağacı)ağaçlarıyla donatılmış ve Kara
Afrika’nın en önemli üniversitelerinden biri olarak kabul edilen
ve yirmi bin öğrencisi olan 1948 doğumlu Gana Üniversitesi
Accra’da ilgimi çeken en önemli yer oldu. Özellikle şirin mimari
yapısı ve modern görünümlü binaları ile başkentin genelinden ciddi
anlamda ayrılıyordu. Tüm Afrika’dan öğrenci kabul edilmesi ve
pozitif bilimlerin hemen hemen hepsinin eğitiminin verilmesi Gana
için çok önemli olsa gerek. Gana Üniversitesi’nin bahçesinde
olağanüstü güzel Jakaranta ağaçlarının arasından geçerek
üniversiteyi turluyoruz. Hatta üniversiteye gitmeden şehri
yüksekten gören bir tepede ulu bir Jakaranta ağacının önünde durup
tüm Accra’ya hakim bir tepe üzerinden fotoğraflar çekiyorum.
Bu kadar yorgunluktan sonra sadece temiz bir yatağın olduğu bir
ortam yeterli ancak bunu elde edebilmek çok güç. Ertesi sabah köle
ticaretinin ilk olarak başlatıldığı yer olan Cape Coast ve bu
bölgeye adını veren ve ismi Portekizce de “Al Mina” maden anlamına
gelen Elmina’ya doğru seyahate devam ediyorum.