|
İLK TÜRK
VARLIĞI
Almanyaya insanlarımızın ilk defa 43 sene önce değil 340 sene
önce geldiklerine dair bilgilere ulaşıldı. Bunlardan birisi, bütün
Bavyeranın yakından tanıdığı ünlü bir Osmanlı komutanıdır. 1685
yılında Belgradda esir alınan Sipahi Osmanın mezarı Ansbachın
Rügland köyündedir. Mezar taşında İstanbulda doğdu, Belgradda
esir düştü, Ansbachta öldü. yazmaktadır. Yıllarca Bavyera
saraylarında hizmetçi olarak kullanıldı. Ölümüne Almanlar çok
üzüldü. Çevrede herkesin sevgisini ve dostluğunu kazandı. 42 yıl
süren esaret hayatı boyunca ismini ve inancını terk etmeyen Karl
Osmana ancak öldükten sonra Kilise onun bir Hıristiyan olduğunu
söyleyebilse de inandırıcı olmadı.
1683 yılındaki Viyana bozgunundan sonra Würzburga getirilen 219
esir Türkün arasındaki Osmanlı subayı Mehmet Sadullah Paşa da
bunlardandır. Şehirde Moscheeweg denilen yerdeki esir kampında
kaldı. Würzburg Belediyesi arşivinde, kahveyi yapan ve Almanlara
tattıran ilk Türk olarak adı tarihe geçti. Daha sonra kendisine
Johann Strauss adı verildi. Onun neslinden gelen binlerce kişi
günümüzde Würzburg, Schweinfurt ve Kitzingen çevresinde
yaşamaktadır.
1661 yılı bahar harekatı çerçevesinde Batı Avrupaya yapılan akınlar
ile Regensburg-Salzburg-Prag çizgisine yerleşen akıncı Türklerden
önemli bir bölümü Regensburg şehrinin kuzeyinde Tuna kenarında çadır
kurdular. Sayıları üç binden fazla idi. Oturdukları caddeye Almanlar
zaman içinde Fröhliche Türkenstrasse adını verdiler. Türkler
buradan ayrılırken yarıya yakını Alman bayanlar ile evlenerek döndü.
Bazıları ise evlenip halka karıştılar.
17. yüzyılda Almanyaya esir olarak getirilen Osmanlıların içinde
yüksek tahsilli ve saray görevlisi olanlar da vardı. Salamanken
savaşında esir edilen enderun görevlisi bir Türkün Kuzey Bavyerada
Pegnizt vâdisindeki Emskirchen köyünün planlamasında çalıştığına ve
bizzat planı çizdiğine dair Alman arşiv kayıtlarında
rastlanmaktadır. Bu Türk daha sonra toplumda hızla yükselerek halk
tarafından Remlingen belediye başkanlığına seçilmiştir.
18. yüzyılın ikinci yarısında gelişen Türk-Alman münasebetleri artık
sadece askerî değil, ticârî sahada da kendini göstermeye başladı.
Bilhassa İzmir ve İstanbuldan gelen Osmanlı azınlıkları Hamburg ve
Berlinde devamlı temsilcilikler bulundurmaya başladı. Almanların
bilhassa oryantalist düşünceye ve şarklı entelektüellere verdikleri
önem iki milleti birbirine daha da yaklaştırdı.
Toplu halde ve resmi kayıtlara geçen en büyük Türk göçü, 1879
yılında 239 kişi olarak Obernburga gelen Mahmut Şevket Paşa
başkanlığındaki Osmanlı silah alma komisyonudur. Türk görevlilerden
30 yıldan fazla Almanyada kalanlar oldu. Mavzer silah fabrikasından
alınan mühimmat ve askerî malzemeleri kontrol eden heyetin tamamına
yakını Almanlar ile evlenerek topluma karıştılar. Günümüze sadece
Müslüman olarak ömrünün sonuna kadar kalabilen birkaçının mezartaşı
ulaştı. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Almanyada eğitim gören Türk
öğrencilerin sayısı sekiz bine yaklaştı. Mehmet Akifin de içinde
bulunduğu Osmanlı öğrencileri daha çok Berlin, Stuttgart ve
Frankfurtta yaşadılar. Bunlar umumiyetle İstanbul aristokratlarının
ve saray çevrelerinin çocukları idiler ve yabancı bayanla evlenmek
âdetâ bu kesimde moda idi. Öğrencilerden Almanyada kalıp
yerleşenler de oldu.
1905 yılında Balkanlardaki Osmanlı şehirlerinden gelen üç bin Türk
işçisi demiryollarında çalıştı. Yine 1907 yılında Filibeden gelen
470 Türkün Dresdende Yenidze sigara fabrikasında eğitim gördükleri
Alman arşivlerinde belirtiliyor. 1912 yılında bilhassa İttihat ve
Terakki taraftarlarından oluşan Osmanlı subayları da Almanyaya
geldiler. Nürnberg Plarerde oturan Osmanlı subaylarından dördünün
ülkesine geri dönmeyerek burada kaldıkları bilinmektedir.
Bütün bunlardan dolayı, Latif Çelik Bey 43. yılını kutladığımız göç
için aslında daha da geçmişe baktığımızda 340. yılını kutlamamız
gerektiğini görüyoruz. demektedir. (Abdullah Aymaz)
GURBETÇİ TÜRKLER
İşçi
Almanya Türkleri 1960 ve sonrasında iş bulmak amacıyla gittikleri
Almanya'da günümüze dek sayıları katlanarak yaşamışlardır ve şu anda
3'ncü nesile ulaşmışlardır.
Federal Almanya İstatistik Dairesinin 2002 sayılarına göre,
Almanya'da yaşamakta olan Türk sayısı 1.912.200 olarak
verilmektedir. Bu sayılara 2002 sonuna kadar Alman vatandaşlığına
geçmiş olan toplam 565.766 kişiyi de eklemek gereklidir. Takribi 2,5
miyondur.
Almanya'ya ilk gittiklerinde 'misafir işçi' olarak
adlandırılmışlarsa da, bu ülkede geçici olmadıklarını söylemek
mümkündür. Bugüne kadar 620 bin Türk vatandaşı (Alman İstatistikler
Dairesi) Alman vatandaşı statüsündedir. Alman vatandaşlığına geçiş
ile Baden-Württemberg eyaleti "vicdani test" yasasını 1 Ocak 2006'da
yürürlüğe koydu. Müslümanların namus cinayetinden eşcinselliğe,
tartışmalı konulara yaklaşımını ölçen test, ayrımcı ve aşağılayıcı
bulunuyor.
Demografi Türkler Almanya'da hemen hemen her önemli şehirde yoğun
bir şekilde yaşamakla birlikte, sanayi merkezlerinde sayıları daha
yoğundur. Frankfurt, Berlin, Köln, Hamburg, Düsseldorf ve Münih Türk
azınlığın yaşadığı Almanya şehirlerinin başlıcalarıdır.
Din ve camii Almanya'da yaşayan Türk toplumu için önemli bir rol
oynamaktadır. Almanya'nın İslamiyeti resmi din olarak kabul etmediği
ve özerk statüsü bulunmadığı için dernek kanunlarının verdiği
imkanlarla dernek çatısı ve sıfatı altında düzenlenmekte. Satın
alınan, bina, depo veya atıl fabrika binalarına yapılan
düzenlemelerle dini ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmaktadır.
Diyanet işlerinin desteklediği Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB)
organizasyonuna üye binlerce Türk vatandaşı vardır. Bu organizasyon
Türkiye'nin anaysal düzenine bağiıdır. Bunun yanında diğer uçlara
yönelik organizasyonlar olup, en başında Milli Görüş ile binlerce
üyesi vardır. Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı, Milli Görüşü devamlı
izlemekte ve Alman Anayasayısını tehdit edici olarak
sınıflandırmaktadır.
Bu zamana kadar birçok milletin dağılmış İslamî dernekleri 4 büyük
İslam federasyonları altında toplanmışlar. Alman hükümetinin kendi
karşılarında bir muhatap olacak İslam Kurulunun kurulabilmesi için
2007 senesinde toplanan 4 büyük İslami federasyon ortak çalışma ve
adım atma kararı aldı. Bu kurul daha sonra Alman hükümeti ile ilk
toplantısını Eylül 2006'da Federal İçişleri Bakanı Dr. W.
Schäuble'nin büyük özverisi ile yapmıştır. Bu konferans 15 İslamî
federasyon temsilcisi, 15 eyalet ve hükümet temsilcilerinden oluştu.
Konferansta Alman müslümanlarla Ahmediye cemaati bulunmadılar.
Milli Görüş, "Siyasi İslam" tarzı sebebi ile konferansa
çağırılmamıştır Eğitimli olmaları zor bir taraf, daha çok hak
koparabilir endişesi uyandırmaktadır..
Türk'ün sorunları şu sıralarda birçok filme konu olmaktadır.
2004'te Berlin Altın Ayı ödülünü kazanan "Gegen die Wand" (Duvara Karşı)
adlı filminde Türk göçmenlerin yaşadıkları sorunları işledi.
Bunun dışında son zamanlarda Alman televizyonlarının Türk nüfusuna
olan ilgisi şaşırtıcı derecede artmıştır. Özellikle "Alle lieben
Jimmy" ve sonrasında "Türkisch für Anfänger" dizileri ARD ve RTL'de
yayımlanmaya başlamış, bazı basın yayın organlarınca yılın en iyi
"televizyon olayı" olarak görülmüştür. Şüphesiz bu ilginin
arkasındaki asıl sebep, Türkleri Alman kanallarını izlemeye teşvik
ederek yüksek izlenme oranları sayesinde gelir sağlamaktır.
Almanya'daki Türkler seçme ve seçilme haklarını kullanabilmek için
Alman vatandaşlığına geçmek zorundadırlar. Alman vatandaşlığına
geçişin de hızla arttığı bu dönemde, her seçim döneminde etkilerini
de arttırmaktadırlar. Son iki seçimde Türklerin SPD'nin (Almanya
Sosyal Demokrat Partisi) aldığı oylardaki katkısı çok çarpıcı
olmuştur.
Almanya Türkleri, Almanya siyaseti, medyası, ticareti vs. üzerinde
fazlaca etkiye sahip değilken, yeni dönemde etkilerinde ciddi bir
artış gözlenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Almanya Türkleri üzerinde ciddi bir
stratejisinin bulunduğu söylenemez. Düne kadar Almanya Türkleri
sadece işçi olarak görülmüş ve getirdikleri döviz üzerinde
durulmuştur. Bu bağlamda işçiler kendi sorunlarını çözmek zorunda
kalmışlar, daha doğrusu sorunları ile başbaşa bırakılmışlardır. İşçi
dövizleri uzun yıllar Türkiye'nin döviz ihtiyacını karşılamıştır.
Ancak son dönemde Almanya'daki Türkler kazançlarını Almanya'da
değerlendirmeyi tercih etmektedirler. Bu konuda alman siyaseti ve
planları etkili olmuştur. Bu konuda yanıldıklarını
inşaallah görmeyiz. Geçmişte tatillerini düzenli olarak
'memleketlerinde' geçiren Türkler günümüzde Türkiye'deki tatil
yerlerini de tercih edebilmektedir.
Türklerin yoğun yaşadıkları yerleşim bölgelerinde Türk-Alman Kültür
Dernekleri bulunur. Bunlar çeşitli kültür, eğitim ve uyum
çalışmalarında bulunmaktadırlar.
Almanya Türklerinin en büyük sivil toplum kuruluşu 870'i aşkın bağlı
derneğe ulaşan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'dir (DİTİB).
Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Almanya'daki müslümanların %
70'ini temsil etmektedir. Bu kuruluş Almanya genelinde kendisine
bağlı dernekleri koordine ederek, dini, sosyal, kültürel ve sportif
faaliyetler gerçekleştirmektedir.
GURBETÇİLERİN MEŞHURLARI SPORCU VE
MÜZİSYENLER
Ümit Karan, Futbolcu Galatasaray
Ümit Davala, Eski Futbolcu
Serhat Akın, Futbolcu RSC Anderlecht
Cem Dinç, Basketbolcu
Celaleddin Koçak, Futbolcu Trabzonspor
Yıldıray Baştürk, Futbolcu VfB Stuttgart
İlhan Mansız, Eski Futbolcu
Halil Altıntop, Futbolcu FC Schalke 04
Hamit Altıntop, Futbolcu Bayern Münih
Serkan Çalık, Futbolcu Galatasaray
Barış Özbek, Futbolcu Galatasaray
Deniz Barış, Futbolcu, Fenerbahçe SK
Mesut Özil, Futbolcu, Fc Schalke 04
Sinan Şamil Sam,Boksör
Tarkan, Pop şarkıcısı
Rafet El Roman, Pop şarkıcısı
Aylin Aslım, Rock şarkıcısı
İsmail YK Şarkıcı
Yüksel Özkasap, Halk Müziği Sanatçısı
Canan Başkaya , Halk Müziği Sanatçısı
Fuat Ergin ,Rap şarkıcısı
Mustafa Yıldızdoğan
Seval Güleş
|