ABHAZYA VE ABHAZYA VİZESİ
Abhazya girişi dokuz çeşittir: Diplomatik (D), Hizmet
(C), İş (B), Turist (T), Gurup (TG), Öğrenci (E),
Çalışma (W), Hümanizm (H), Transit (TR)
Normal turist vizesinin süresi ve turizm şirketlerinin
düzenlediği gurup (5 kişiden fazla 20 kişiyi aşmayan)
turist vizesinin süresi 1 aydır. Eğer üç aydan fazla bir
süreliğine vize almak için başvuruda bulunuluyorsa
yabancı turist vizesi almanın şartları; geçerli
pasaport, kimlik, vize anketini doldurmak (ülke
yöneticileri ve yardımcılarının haricinde). Üç aylık
vizenin süresinden önce pasaport geçerlilik süresi de
bitmemiş olmalı. Dışişleri Bakanlığı anketin
doldurulmasının ve pasaport fotokopisinin çekilmesinden
sonra 5 gün içerisinde vize verilir. Vize ücreti $20 ila
$60 arasındadır.
Pasaport anketini Abhazya Dışişleri Bakanlığı’nın
sitesinden aşağıdaki adresten elde edebilirsiniz www.mfaabkhazia.org
BDT vatandaşı olmayanlar Abhazya’ya giriş yapabilmek
için, Rusya üzerinden giriş yapmak ve en az çifte Rus
vizesi almak zorunda. Abhazya’ya girmek isteyenler
Abhazya vizesini ülkeye gelir gelmez Dışişleri
Bakanlığından elde edebilirler. Sınırı geçmek içinse
Dışişleri Bakanlığının elektronik posta adresinden veya
faksla gönderdiği izin belgesi yeterli olmakta. Dış
ülkelerden Abhazya’ya turist olarak girme fırsatı 2006
yılında Rusya hükümetinin Abhazya-Rusya sınırından
yabancıların geçiş yasağını kaldırmasıyla sağlandı. İlk
turistik giriş; Türkiye'den giden delege Abhazya’yı
ziyaret etme fırsatını elde etmiştir.
Vize başvuruları için başvurabileceğiniz adres ve
telefon numaraları:
Dışişleri:
тел.: +99544-267069, 265792
факс: +99544-263445
e-mail: mid@abhazia.net
Abhazya, Suhum Lakoba sokağı 21.
Tel: +995442-63948, +995442-74400
Faks: +995442-70044
Аҧсны Apsnı აფხაზეთი Aphazeti
Abhazya Gürcistan'ın
kuzeybatısında, Karadeniz'in doğusunda ve Rusya'nın
güneyinde fiili olarak bağımsız, milletler hukuku dairesinde
Gürcistan 'a bağlı bir akraba Türk ülkesidir. 1990
savaşıyla bağımsızlığını ilan etmiş, ama bugüne değin ve
neyazıktır ki biz dahil herhangi bir ülke tarafından
tanınmamıştır.Türkiye bu gücüne rağmen küçük bir kardeşi
olan bu ülkeye uluslar arası misyon kaygılarından ötürürü
açık bir yardım dahi yapamamaktadır. Karşısına devamlı PKK
ve Kıbrıs kartı çıkarılmaktadır. Kosava 'nın istiklali
sonun başlangıcı olacaktır inşaallah. Harita yer alanı 8.600
km²’lik bir alanı kapsar. Başkenti (hukuk diliyle Yönetim
merkezi) Sohum ’dur.Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler,
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği
Konseyi gibi uluslararası örgütler Abhazya’yı Gürcistan’ın
bir parçası olarak tanımakta ve anlaşmazlığın her iki
tarafın barışçı yollarla çözümlemesini istemektedir.
Bununla birlikte, bugünkü nüfusunun büyük bölümü Abhazya’yı
egemen bir devlet olarak kabul etmektedir. Ancak bugünkü
Abhazya nüfusuna yakın sayıda bir nüfus bölgeden göç
ettirilmiş ve daha sonra bu nüfusun çoğunluğunun evlerine
dönmelerine izin verilmemiştir. Öte yandan Abhazaya
sınırları içinde kalan Yukarı Kodori Vadisi (Gürcüler
tarafından Yukarı Abhazya odlarak adlandırılmaktadır),
Gürcistan yönetimin kontrolü altındadır ve burada, Gürcistan
hükümetinin desteğinde ikinci bir Abhazya hükümeti
bulunmaktadır.
Ekonomi Başlıca gelir kaynağı turizmdir, ancak sektör 4
yıldan bu yana artarak süren ekonomik ve siyasi ambargo
nedeniyle büyük darbe yemiştir. Tkuarçal bölgesinde dünyanın
en iyi kömürleri üretilmektedir. Tarihte de en eski İpek
Yolunun denize açılan kapısı olan Abhazya, zengin kömür
havzasına ve değerli mermer yataklarına sahiptir.
Abhazyadaki ağaç çeşitliği nedeniyle bu zamana kadar önemli
bir gelir kaynağı olan ağaç ürünleri sektörü, son zamanlarda
ormanların koruma altına alınmasıyla askıya alınmıştır.
Ambargodan dolayı üretilen malların dışarıya satılamaması
yüzünden, ülke ekonomik olarak fazla bir gelişme
gösteremektedir.

Kültür ve Eğitim Abhazlar, eğitim ve kültürde, sanat ve
edebiyatta, sosyal yaşamda öne çıkmaya çalışmışlardır.
Okur-yazar oranı % 100'e yakındır. Sinema, tiyatro, sanat,
edebiyat ve folklor alanında ünü Sovyet sınırlarını aşmış
birçok kişi ve kuruluş bulunmaktadır. Gazete ve dergilerinin
tirajları nüfusa oranla yüksektir. Ancak savaşta yayınevi ve
matbaaların tamamen yıkılması nedeniyle basın ve yayın
sekteye uğramıştır.
Yüzey şekilleri ve iklim Abhazya, Kuzeybatı Kafkasya'da
Karadeniz’in kuzey kıyılarında 8.600 km²’lik bir alanı
kapsar. Kafkas Dağları Abhazya’yı kuzey ve kuzeydoğuda,
Rusya Federasyonu içindeki Çerkesya topraklarından ayırır.
Abhazya’nın doğusunda Gürcistan yer alır. Güney ve
güneybatısı Karadeniz’le çevrelenmiştir.
Abhazya ’nın büyük bölümü (yaklaşık % 75) dağlardan oluşur.
Nüfusun büyük bölümü kıyı kesimlerinde, düz alanlarda ve
alçak kesimlerde yerleşmiştir. Büyük Kafkas Dağları bölgeyi
kuzeyden tamamen kuşatır. Dağların yüksekliği pek çok yerde
4.000 m civarındadır. İklimi genel olarak ılımandır.
Şehirleri
Abhazya Sohum, Gagra, Gal, Gudauta, Oçamçira, Tukarçal

TİFLİS KISKACI
Stalin'in 1953'te ölümü üzerine Orta Asya ve Sibirya'ya
sürülmüş olan Çeçen, İnguş ve Karaçaylılara yeniden
vatanlarına dönme umudu belirirken Abhazlar da kaybettikleri
özgürlüklerinden bir kısmına kavuşmuşlardı. Ancak bu birden
bire değil yine bir sürecin sonunda gelinen noktaydı. Şöyle
ki, Gürcistan'ın Abhazya'yı anayasal kıskaca alma
girişimleri ters tepmiş ve çıkan olaylar üzerine yeni bir
yasal düzenleme zorunlu hale gelmişti. Tabi bu arada 19.
yüzyılda Rusya ile çetin savaşlara girişmiş olan Abhazlar,
Gürcistan'ın baskıcı politikaları nedeniyle yeniden
Moskova'ya yakın durma eğilimi gösterdi. Çok sayıda Abhaz
aydının da desteği ile Abhazya'nın Gürcistan'ın bünyesinden
çıkarılması için 1957, 1964, 1967 ve 1978 yıllarında
mitingler tertip edildi.
1978'de yaşanan olaylar üzerine 1977'de çıkarılmış olan
SSCB'nin yeni anayasası esas alınarak Abhazya ve Gürcistan
anayasaları yeniden şekillendirildi. Yeni anayasa eskisine
oranla siyasal haklar açısından bir numara daha büyük
sayılırdı. BAĞIMSIZLIK AMA NASIL?
Sovyetler şemsiyesi altında ilişkileri son derece gergin
olan Abhazya ve Gürcistan, 1990'dan sonra her an çatışmaya
hazır bir duruma geldi. Milliyetçi kanadın lideri Zviad
Gamsahurdiya'nın Ekim 1990'da iktidara gelmesinden sonra
Gürcistan'da gelişen olaylar, kutuplaşmayı körükledi.
18 Mart 1989'da onbinlerce Abhazın katıldığı bir toplantı
sonucunda SSCB'den Abhazya'nın bir zamanlar kaybettiği
birlik cumhuriyeti statüsünün iadesi istendi. Temmuz 1989'da
19 kişinin ölümüyle sonuçlanan Gürcü-Abhaz çatışması
yaşandı. Bu çatışmalar Tiflis-Sohum ilişkilerini
gerginleştirirken Gürcistan'da da milliyetçi yaklaşımların
kamçılanmasına neden oldu.
25 Ağustos 1990'da Abhazya'nın kaderini belirleyen
egemenlik deklarasyonu yayınlandı. Abhazya Yüksek
Sovyeti'nin kabul ettiği deklarasyon Abhazya'yı "akit edilen
antlaşmalar temelinde gönüllü olarak SSCB'ye ve Gürcistan
SSC'ye devredilen hukuk alanları dışında, kendi
topraklarında iktidarın tamamına sahip, egemen, sosyalist
bir devlet" olarak ilan ediyordu.
Gorbaçov devriyle birlikte start alan glasnost süreci
Abhazya'nın bağımsızlık isteklerini kamçıladığı gibi
Gürcistan'da da kaçınılmaz bir sonuç olarak Sovyetler'den
kopma süreci işliyordu. Gürcistan glasnost sürecinde
1921'den itibaren alınmış tüm hukuki metinleri iptal etmeye
başladı.
Gürcistan Şubat 1992'de cumhuriyetin 1978 Anayasası'nı
yürürlükten kaldırarak Sovyet öncesi 1921 Anayasası'na dönme
kararı aldı. 1878 anayasasını lağvederek 1921'e geri dönen
Gürcistan, Abhazya ile ilişkilerini düzenleyen son belgeyi
de böylece hükümsüz kılmış oldu.
SSCB zamanında Abhazya'yı Gürcistan'a bağlayan anayasal
metinleri geçersiz sayan Tiflis, çelişkili bir tutumla
Abhazya toprağını Gürcistan içinde mütalaa etme eğiliminde
olduğunu gösterdi. Abhaz tarafı da buna karşılık Abhaz-Gürcü
ilişkilerinin hangi esaslar üzerine yürüyeceğini tespit
etmek için Tiflis'e çağrılarda bulundu ancak cevap
alamayınca 23 Temmuz 1992'de 1978 Abhazya ÖSSC Anayasası'nı
yürürlükten kaldırdı.
BEKLENMEDİK ANDA SAVAŞ
Rusya içinde büyük bir diplomasi tecrübesi olan Eduard
Şevardnadze'nin iktidarı yeni bir başlangıç ve umut olarak
algılandı. Mart 1992'de Tiflis'e gelen Şevardnadze'nin
yaklaşımı "Abhazya meselesinin Tiflis'de çözüleceği"
şeklinde olması iyimserlik havasını bozdu. Gürcü lider
Abhazya ÖSSC diye bir yapının bulunduğu gerçeğini dikkate
almıyordu. Hatta daha önce Tiflis'e yapılan müzakere
çağrıları bu dönemde de cevapsız kaldı.
Abhazya, yeni anayasa kabul edilinceye kadar 1925
Anayasası'na dönüldüğünü ilan etmekle birlikte, Gürcistan'la
bir antlaşma taslağı hazırlanması için çalışma grubu
kurulmasını kararlaştırdı. Ayrıca hukukçu Taras Şamba'nın
hazırladığı Abhazya Cumhuriyeti ile Gürcistan Cumhuriyeti
arasında egemen devletler olarak karşılıklı ilişkileri
düzenleyen bir antlaşma taslağı üç ayrı gazetede
yayınlanarak sözkonusu öneriler kamuoyu ile paylaşıldı.
Taslağa göre cumhuriyetler "devlet birliği" içinde
"federatif ilişkiler" kuracaktı. Anlaşmanın en çarpıcı
üçüncü maddesinde "Abhazya Cumhuriyeti, Gürcistan
Cumhuriyeti ile gönüllü olarak birleşir ve Gürcistan ve
Abhazya anayasalarıyla Gürcistan Cumhuriyeti'nin yönetimine
bırakılan yetkiler dışında kendi topraklarında yasama,
yürütme ve yargı erklerine tam olarak sahiptir" deniliyordu.
Taslak, Abhazya Yüksek Sovyet'inin gündemine alınmıştı.
Hatta Abhaz Parlamentosu 14 Ağustos 1992'daki oturumunda
taslağı görüşecekti ancak aynı gün erken saatlerde hesapları
altüst eden gelişme yaşandı: Gürcüler Abhazya'ya girdi.
Abhazya 1992-1993 yıllarındaki olayları, devletlerarası
savaş olarak değerlendirdi.
Abhazya'nın çok kısa bir süre içinde Gürcistan'a katılacağı
zannediliyordu. O zaman Abhazya'da savaşa katılacak olan
Kuzey Kafkasya'nın gönüllüler ordusu hesapta değildi. Gürcü
çıkarması çok çabuk gerçekleşti ve daha ilk gün hükümet
binaları, televizyon merkezi, en önemli ulaşım yolları ele
geçirildi. Ancak savaşın ilk gününden itibaren Abhaz tarafı
Adıgeler, Abazalar, Çeçenler, Ermeniler hatta Ruslardan
oluşan Gürcü karşıtı gönüllüler ordusuyla güç kazanınca ibre
ters döndü.
SAVAŞI DURDURMA ÇALIŞMALARI
Abhazya beklemediği bu savaşta beş bin kişiyi kurban verdi.
Binlerce insan yaralandı binlercesi de sakat kaldı. Bir
yıldan fazla süren savaşın Abhazya'ya verdiği zararın 10
milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.
Savaş Gürcistan'ın arzu ettiği mecrada gitmeyince Rusya'nın
Sohum'a baskı yapması sağlandı. 27 Temmuz 1993'de Soçi'de
ateşkes antlaşması imzalandı. Buna göre Gürcü birlikleri ve
bütün gönüllüler Abhazya topraklarını terkedecek, Abhaz
iktidarı yargı gücünü yeniden kuracaktı. Ancak anlaşmanın
pratikte bir karşılığının olamayacağı kısa zamanda
anlaşıldı. Taraflar birbirlerine kesinlikle güvenmiyorlardı.
3 Eylül 1992'de Moskova'da Boris Yeltsin, Eduard
Şevardnadze ve Vladislav Ardzınba yeniden bir araya geldi.
Zorlu geçen görüşmeler bir sonuç belgesinin imzalanmasıyla
sona erdi.
Bu belgeye göre ateşkes yapılacak, Gürcü birlikler
çekilecek, savaş esirlerinin değişimi ve göçmenlerin dönüşü
sağlanacak, Abhazya iktidar organları tüm cumhuriyet
topraklarında yeniden organize olacaktı. Ancak ne Gürcüler
mevzilerinden çekildi ne de anlaşmanın diğer maddeleri
uygulanabildi. Savaş yoğun bir şekilde devam etti.
Gürcistan ile Abhazya'ya aracılık yapan Rusya 16 Eylül
1993'de anayasal sorunlarıyla uğraşırken savaş yeniden
başladı. Abhazlar kaybettikleri yerleri teker teker geri
alarak 30 Eylül 1993'te bir yıl önce savaşın başladığı İngur
nehrindeki Abhazya-Gürcistan sınırına ulaşmayı başardı.
Savaş, Gagra, Sohum, Oçamçıra ve Gal bölgelerin Abhazların
denetimine geçmesiyle 30 Eylül 1993'e son buldu.
Gürcistan ve Abhazya arasında karşılıklı kabul edilebilir
bir çözüme ulaşmak için görüşmeler ancak savaşın sona
ermesinden iki ay sonra gerçekleşti. İlk raunt 1 Aralık
1993'de Cenevre'de gerçekleşti. Buradaki görüşmeler
sonucunda imzalanan "Anlayış Memorandumu" oldukça iyimser
bir tablo sergiliyordu.
Taraflar siyasi çözüme ulaşıncaya kadar birbirlerine karşı
güç kullanmayacaklar veya kullanma tehdidinde
bulunmayacaklardı. "Herkese karşı herkes" ilkesiyle savaş
esirlerinin değişimi, göçmen probleminin halledilmesi,
Abhazya'nın statüsü gibi konularda tavsiyeler hazırlayacak
olan bir uzman grubunun çalışmalar yapması öngörülüyordu.
Sovyetler
Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan etmiş olmasına
rağmen tek taraflı olarak Gürcistan ile federasyon anlaşmasını gündemine
alan Abhazya, hiç beklemediği bir anda Gürcü ordusunun saldırısına maruz
kaldı.
Bu bakımdan Gürcülerin harekete geçtiği 14 Ağustos 1992 tarihi, Abhazya
açısından büyük bir sosyal ve ekonomik yıkımı getirmekle kalmadı,
Gürcistan ile yeniden bir araya gelme seçeneklerini de tamamen tüketti.
SSCB içinde Abhazya, Güney Osetya ve Acarya Özerk Cumhuriyetleri ile
birlikte federal bir yapıya sahip olan Gürcistan, bağımsızlığa giderken
üniter devlet yapısını tercih etti. Bununla Abhazya gibi özerk bir
cumhuriyet yapısı yok sayılmış oldu. Buna karşı çıkarak Abhazya'nın
egemenliğini ilan eden Abhazya Parlamentosu ise, 1992'de Gürcistan ile
federasyon seçeneğini tartışmaya hazırlanırken Abhaz halkı da en azından
bu seçeneğe şimdiki kadar uzak değildi.

Hatta Abhaz tarafında bugün Gürcistan Devlet Başkanı Eduard
Şevardnadze'nin sıklıkla gündeme getirdiği "Gürcistan içerisinde geniş
yetkilerle donatılmış Abhazya" fikriyle neredeyse özdeşleşen federasyon
anlaşmasının taslağı hazırlanmıştı. Abhazya'yı tamamen Gürcistan
topraklarına katmak için başlatılan hareket 1992 ve 1993 yıllarında
binlerce insanın canına mal olduktan sonra Abhaz tarafı da savaş öncesi
pozisyonunu terk ederek "tam bağımsız devlet" seçeneğini tartışılmaz bir
hedef olarak seçti.
BİTMEYEN BARIŞ TRAFİĞİ

1993'ten günümüze gelinceye kadar BM ve AGİT'in de dahil olduğu
görüşmeler trafiğinde 350'nin üzerinde durak yapıldı ve 400 civarında
belge imzalandı.
1 Aralık 1993, 11-13 Ocak 1994 ve 22-25 Şubat Cenevre görüşmeleri, 7-9
Mart New York görüşmesi iki taraf arasındaki anlaşmazlığın görüşmeler
yoluyla halledilmesi yönünde görüş birliğiyle son buldu.
29-31 Mart 1994 Moskova görüşmelerinde Abhazya'yı terkeden mültecilerin
geri dönüş prosedürleri üzerine konuşuldu.
4 Nisan 1994 Moskova'da BM Genel Sekreteri'nin Gürcü-Abhaz sorununa
ilişkin özel temsilcisi E. Burunner, Rusya temsilcisi B. Postukhov, AGİT
temsilcisi V. Manno'nun gözetiminde biraraya gelen taraflar politik
çözüm yolunu benimserken ayrıca mültecilerin geri dönüşü konusunda BM
Mülteciler yüksek Komiserliği'ne yetki devrinde bulunuyordu. Burada
Gürcistan-Abhazya anlaşmazlığının siyasi çözüm tedbirleri hakkında
bildiri yayınlandı. Bu aşamada taraflar dış politika ve dış ekonomik
ilişkiler, sınır hizmeti, gümrük hizmeti, enerji, ulaşım, haberleşme,
ekoloji ve doğal afetlerin sonuçlarının giderilmesi, insan ve
özgürlüklerinin yanısıra ulusal azınlık haklarının sağlanması
alanlarında ortak faaliyet için mutabakata vardılar.
Sınırdaki güçlerin geri çekilmesine ateşkes sürecinin devam etmesine ve
sınırdaki güçlerin geri çekilmesine ve tampon bölge oluşturulmasını
öngören görüşmeler ise 14 Mayıs 1994'te Moskova'da, yine görüşmelerin
devamına karar verilmesiyle sonuçlanan Şevardnadze-Ardzınba görüşmesi
ise 14 Ağustos 1994'te Moskova'da gerçekleşti.
31 Ağustos 1994 Cenevre görüşmesi ise Gürcü askerlerin Kodor'u
terketmelerini öngörüyordu. Ayrıca savaşa katılanlar ve suç işleyenler
hariç Abhazya'yı terkedenlerin Gal bölgesine dönmesini uygun gören bir
anlaşmaya varıldı. 16 Eylül 1994'te iki ülke liderleri Novy Afon'da
buluşarak eskiden alınan kararların geçerliliği yinelerken Transkafkasya
Demiryolu'nun yeniden canlandırılması üzerinde duruldu.
Sohum'da 17 Eylül 1994 tarihinde yapılan görüşmelerde ise Gürcüler
Kodor'u terkedinceye kadar geri göç işlemlerinin durdurulmasına karar
verildi.
Şevardnadze-Ardzınba arasında 19 Eylül 1994'te Soçi'de yapılan görüşmede
Yeltsin de bulundu.
1997'de Gürcistan'a federasyon öneren Abhazya, 1992'de olduğu gibi
olumlu yada olumsuz cevap alamayınca teklifini geri çektiğini açıkladı.
26 Mayıs 1998'de yeni bir savaş provası yapıldı. Abhaz tarafının Tiflis
destekli dediği silahlı Gürcü gruplar Gal bölgesini işgal etmeye
kalkınca çatışmalar çıktı ve Gürcistan ile beş yıl sonra yeniden savaşın
eşiğine gelindi. Bu saldırı iyi gitmeyen Gürcü-Abhaz diyaloguna darbe
vurdu ancak BM, AGİT ve Rusya'nın arabuluculukları sonucu 16-18 Ekim
1998'de Atina'da ardından 7-9 Haziran 1999'da İstanbul'da ve 15-16 Mart
2001'de Yalta'da taraflar biraraya geldi. Bu toplantılarda da daha önce
karara varılıp da yürürlüğe konamamış hususlar tekrar masaya yatırıldı,
geçmiş teyit edildi.
Abhazya 3 Ekim 1999'da referanduma giderek bağımsızlık yönünde oy
kullandı.
2001 bahar ve yaz aylarını karşılıklı rehine krizleriyle geçiren Abhazya
ve Gürcistan, kısa bir süre öncesine kadar barış görüşmelerinin yeniden
başlaması için ılık bir ortam oluşmuşken birden bire ibre savaştan yana
döndü. 1 Ekim'de Pazartesi günü geleneksel radyo konuşmasında Gürcistan
lideri Eduard Şevardnadze, Sohum'u ziyaret etmekten bahsedince başta
bölgedeki BM temsilcisi Dieter Boden olmak üzere çeşitli çevreler
Gürcistan-Abhazya yakınlaşmasından olumlu sonuç çıkacağına dair umutlar
beslemeye başlamışlardı. Ama hesapta olmayan gelişmeler her iki tarafı
da 1992'nin eşiğine getirdi.
Yani yeniden savaş rüzgarları esmeye başladı.
İKİNCİ BİR ABHAZ-GÜRCÜ ÇATIŞMASININ YAŞANMAMASI İÇİN...
Bugün Abhazya yeniden bir savaşın eşiğine getirildi. Gürcistan
topraklarında üç-dört ay boyunca terörist yapılanma içerisinde olan
yaklaşık 500 kişilik silahlı bir grup, 2 Ekim tarihinden itibaren
Abhazya'ya olağanüstü günler yaşatmaktadır.
Başından beri sözkonusu grubun Abhazya'ya saldırı hazırlığı içinde
olduğuna dair haberleri inkar etmeyi tercih eden Gürcistan, lojistik
destek sağladığı yönündeki iddiaları bir kenara bıraksak bile en azından
gruba müdahale etmemesi nedeniyle gelişmelerden sorumludur. Kaldı ki
Abhaz tarafı grubun Gürcü istihbaratı tarafından desteklendiğine
inanmaktadır.
Kodor bölgesinden Abhazya'ya girerek bazı köylere saldırılar düzenleyen
grup, bununla da yetinmeyip 9 Ekim'de BM gözlemcilerini taşıyan bir
helikopteri düşürmüştür. Ardından Kodor bölgesinin hangi ülkeye ait
olduğu tespit edilemeyen ancak Gürcistan'ın Ruslara ait olduğunu
söylediği SU-25'lerce bombalanması Tiflis ve Sohum'un savaş pozisyonu
almasına yol açarken Rusya da Abhazya sınırlarına asker sevkıyatına
başlamıştır. Şu an Abhazya batıdan Gürcistan, kuzeyden Rus ordusuyla
çevrelenmiştir.
Gürcistan'ın bu kritik ortamdan yararlanarak Abhazya'ya yeniden girip
oldu bittiyle bölgeye yerleşmesi gibi bir çılgınlığa kalkışmayacağı ümit
edilmektedir ancak tüm Kuzey Kafkasyalılar bu konuda son derece
endişelidir. Çünkü Abhazlar topraklarının, Gürcistan'ın Abhazya ile
birlikte SSCB içindeki pozisyonunu belirleyen 1978 Anayasası'nı iptal
ederek 1921 anayasasına dönmesinin ardından Abhazya Parlamentosu,
1992'de Tiflis ile ilişkilerin hangi esaslar üzerine olacağını tespit
eden federatif bir çözüm önerisini tartışmaya açacağı günün sabahında
beklenmedik bir şekilde Gürcistan'ın işgaline uğramasını unutabilmiş
değildir. Taraflar arasında büyük bir güven bunalımı söz konusudur.
Uluslararası kuruluşların iki ülkenin gözlerimizin önünde savaşa
sürüklenmesine seyirci kalmamalıdır.
SÜRGÜN TARİHİ
10. ve 11. yüzyılda Batı Gürcistan'ı da içine alarak genişleyen Abhaz
Krallığı 730 yılında kuruldu. Daha sonra Arap, Pers ve Bizans
akınlarıyla yüzleşen Abhazya, Osmanlı ve Rusya'nın nüfuz etmek istediği
alan olarak Kuzey Kafkasya'nın diğer bölgeleri ile birlikte devlerin
kapışmasına sahne oldu. 1555'de Osmanlı, 1810'da da Rusya'nın kontrolüne
geçen Abhazya, her şeye rağmen siyasi varlığını sürdürmeyi başardı.
1810'da kendi isteği ile Rusya'nın himayesi altına giren Abhazya, 1864
yılında özerk idare sisteminin ortadan kaldırılmasıyla yeni bir sürecin
içine girdi ve 1870'li yıllarda etnik bir felaket yaşadı. Kafkasya'daki
savaşlarının Kafkas haklarının aleyhine sonuçlanmasıyla Rusya'nın
bölgedeki nüfuzu arttı. Abhaz halkının yarıdan fazlasına tekabül eden
300 bine yakın insan vatanlarını terk ederek Osmanlı topraklarına
yerleşti. Abhazya, yerli halkların yurtlarını terk etmesiyle Abhazya'ya
başta Gürcüler ve Megreller olmak üzere Rus, Ermeni, Rum, Bulgar, Alman,
Eston gibi halklar yerleştirildi.
1886'da yapılan sayıma göre Abhazların oranı yüzde 85.7, Gürcülerinki
ise yüzde 6'ydı. Abhazlar 1897'deki nüfus sayımında yüzde 55.3 olarak
gözükürken Gürcüler yüzde 24.4'e yükseldi. Abhazlar aleyhine nüfus
dengesi ileriki yıllarda da bozulmaya devam etti.
1917'de Rusya'daki Bolşevik ihtilalinin ilk yıllarında siyasi boşluk ve
kargaşanın verdiği fırsatla
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti içinde yer alan Abhazya, bu devletin
dağılmasıyla birlikte SSCB'ye dahil olmuş ve 1921'de Abhazya Sovyet
Sosyalist Cumhuriyeti'ne dönüşmüştü.
Abhazya'ya asıl darbeyi aslen bir Gürcü olan Stalin vurdu. Abhazya, SSCB
dahilindeki 10. yılında yani 1931'de "cumhuriyet"ten "özerk cumhuriyet"
statüsüne düşürülerek Gürcistan'a bağlandı. Abhazya, Gürcistan'a
bağlanmakla kalmadı göç politikaları ile Abhazlar kendi ülkelerinde
azınlık konumuna düşürüldü. 1864 sürgünün ardından nüfusunun büyük bir
kısmını diasporaya gönderen Abhazya, 1900'lerde yüzde 55 olan nüfus
oranının 1970'lere gelinceye kadar yüzde 18'e düşmesine engel olamadı.
1937-1953 döneminde Gürcistan'ın iç bölgelerinden Abhazya'ya onbinlerce
Gürcü yerleştirildi. 1939'da yüzde 30 olan Gürcü nüfusu 1959'da yüzde
39.1'e çıktı. Göç politikası istikrarından bir şey kaybetmeden devam
ederken Gürcülerin Abhazya'daki oranı 1970'de yüzde 41'e, 1979'da yüzde
43'e, 1989'da ise yüzde 49'a yükseldi.

ABHAZYA'YI ÖLÜME MAHKUM EDEN AMBARGO
Gürcistan, planladığı gibi Abhazya'yı çok kısa zamanda
kendine bağlamayı başaramadı ve 1994'de yaşanan yoğun
diplomasi trafiği fiyasko ile sonuçlandı. Ancak
Gürcistan başlattığı diplomatik girişimler sonucu
1995'te Abhaz halkını açlıkla imtihan eden ambargo
karanının Bağımsız Devletler Topluluğu tarafından kabul
edilmesini sağladı.
Amaç Abhazya'yı tüm dünyadan soyutlayarak Tiflis'in
istediği çizgiye çekmekti. Ancak hala devam eden ambargo
Abhazya'yı çok yıpratmış olmakla birlikte Gürcistan da
istediği sonucu tam olarak elde edemedi.

Abhazya, ambargo nedeniyle ihraç krizine girdiği gibi
ihtiyaç duyduğu ürünleri ithal etmesi de ağır şartlara
bağlandı.
Bugün Abhazya, bolca ürettiği narenciye ürünlerini bir
adım ötedeki Soçi pazarına götürebilme imkanına sahip
değil. Yer altı ve yerüstü zenginliklerini dünya
pazarlarına gönderemeyen Abhazya en temel ihtiyaç
maddesi olan ilaçları bile dışardan getirmekte
zorlanıyor.
İletişim ve seyahat özgürlüğüne darbe
İletişim çağında Abhazya, "İletişim açlığı"na da mahkum
edildi. İletişim altyapısı tamamen Gürcistan'a bağlı
olan Abhazya'da telefonla irtibat kurmak, mektup
göndermek ve telgraf çekmek büyük sorun. Uluslararası
hat sayısı son derece sınırlı. Ve Moskova yada Tiflis
istemediği zaman
Abhazya'ya ulaşmak ya da Abhazya'nın dünyaya ulaşması
çok zor.

Karayolu çıkışları askeri denetim altında tutulan
Abhazya'nın dünyaya açılan pencereleri yani
Karadeniz'deki limanları da kontrol altında. Abhazya'nın
üzerindeki ulaşım ambargosu ekonomik açıdan darbe etkisi
yapmanın yanısıra dünya ile klasik iletişim kurulmasının
önünde de en büyük engel.
Defacto bağımsız bir devlet olarak Abhazya'nın kendi
vatandaşlarına verdiği belgelerin diğer devletler
tarafından geçersiz sayılması nedeniyle seyahat
özgürlüğü diye bir şeyden söz etmek de mümkün değil.
Abhazya kendi vatandaşını herhangi bir belge, kimlik
veya pasaport ile Abhazya dışına gönderemiyor.
İstenildiği zaman Abhazya Başbakanı'nın bile başka bir
ülkeyi ziyaret etmesi resmi prosedürler gereği
rahatlıkla engellenebilir.
Çok görülen gıda yardımları
Savaş sırasında ve sonrasında Abhazya uluslararası
yardım kuruluşları tarafından gönderilen yardımlardan da
yeterince yararlanma fırsatını yakalayamadı.
Uluslararası insani yardım kuruluşları ve devletler
tarafından bölgeye gönderilen gıda, ilaç ve diğer
ekonomik yardımlar Gürcistan'dan öteye geçemedi.
Tiflis'in yardımlar konusunda savaşın asıl mağduru
Abhazya'ya karşı engelleyici bir rol üstlendiği
biliniyor.
Diplomasi açmazı

Daha adaletsiz olanı ise diğer devletler tarafından
resmen tanınmış bir Gürcistan karşısında, Abhazya'nın
kendini uluslararası platformlarda savunacak imkanlara
sahip olmamasıdır. Bu Abhaz tezlerinin de başka
ortamlarda paylaşılması şansını azaltıyor. En azından
Abhazya'nın kendini savunma hakkından yoksun olduğunu
söylemek abartılı sayılmaz. Bu nedenle de Gürcistan'ın
uluslararası diplomasi açısından dünya kamuoyunun
yönlendirmedeki fırsatları Abhazya'nın aleyhine bir
süreci işletmektedir.
Bu en fazla göçmenlerin geri dönüş polemiğinde kendini
hissettiriyor. Abhazya şimdiye kadar geri dönüş süreci
içinde 70 bin kişinin terkettikleri topraklarına yeniden
yerleştirildiğini dünyaya anlatma şansına sahip olamadı.
MÜLTECİ SORUNU
Gürcü-Abhaz savaşından sonra Abhazya'dan ayrılan
göçmenlerin sayısı ve geri dönüş koşulları üzerinde en
fazla fırtınalar koparılan bir konu. Abhazya'nın
argümanına göre savaş sonrasında sayıları 220 bin olduğu
belirtilen göçmenlerden 70 bini anlaşmalar çerçevesinde
geri döndü. Bunu Barış Gücü Komutanlığı da teyit ediyor.
Gürcü yönetiminin iddiasına göre günümüzde göçmenlerin
sayısı 320 bin. Buna karşı Abhazya 1989 sayımında
Abhazya'da yaşayan Gürcü nüfusun 239 bin olarak tespit
edildiğini hatırlatarak rakamların abartılı olduğunu
savunuyor. Abhaz tarafına göre, Tiflis 1994'de varılan
mültecilerin peyderpey dönmesini öngören anlaşmayı bir
kenara iterek toplu dönüşü savunuyor ve böylece mülteci
sorununun çözümünü geciktiriyor. Aynı zamanda Gürcistan
çözüme kavuşmamış mülteci meselesini Sohum aleyhine
uluslararası platformda koz olarak kullanıyor. Bir iddia
da şöyle: Gürcistan BM Mülteciler Yüksek
Komiserliği'nden daha fazla yardım alabilmek için
mültecilerin sayısını kasıtlı olarak yüksek gösteriyor.

Sohum, Tiflis'in Abhazya 'dan ayrılmayan Gürcüleri
hesaba katmadığını ve bu rakamın yaklaşık 40 bin
civarında olduğuna vurgu yapıyor. Bunun yanısıra 2 bin
civarında Svan'ın şu an Abhazya'nın kontrolünde olmayan
Kodor vadisinde bulunduğu, 20-30 bin civarında Gürcünün
de savaş sonrasında yerleştikleri Rusya'nın çeşitli
bölgelerinde yaşamaya devam ettiği hususu göçmen
sorununun dikkate alınmayan yönlerini teşkil ediyor.
1994'te göçmenlerin geri dönüşüyle ilgili olarak
Gürcistan, Abhazya, Rusya Federasyonu ve BM temsilcileri
tarafından imzalanan anlaşma şunu öngörüyordu.
"Yer değiştiren kişilerin tutuklanma, alıkonma, hapis ve
cezai kovuşturmaya uğrama riski olmadan barış içinde
dönme hakları vardır. Bu dokunulmazlık şu durumlardaki
kişiler için geçerli değildir: Askeri suçlar veya
insanlığa karşı suçlar işlediğine, ağır cürüm
işlediğine, daha önce muharebe faaliyetlerine
katıldığına, günümüzde ise Abhazya'da muharebe
faaliyetlerine hazırlanan silahlı oluşumlar içinde
bulunduğuna dair ciddi işaretler varsa."
Ancak antlaşmanın maddeleri pratikte işlemiyor,
problemin kendisi ise kısır tartışmaların konusu olarak
kalmaya devam ediyor. Tiflis, göçmenlerin savaştan önce
yaşadıkları yerlere hızlı bir şekilde mutlaka toplu
olarak dönmesinden yana.
Abhazya ise antlaşma maddelerinin tam olarak
uygulanmasındaki ısrarını sürdürüyor. Herşeyden önce
Sohum Abhazlara karşı silahlı çatışmalara girmiş
kişilerin dönüşüne sıcak bakmıyor.
Gürcistan'ın amacı Gürcülerin savaş öncesi Abhazya'daki
demografik üstünlüğünü yeniden elde etmek. Abhazya
göçmen sorununun tüm sorunlardan bağımsız olarak ele
alınmasını isteyen Gürcistan'ın yaklaşımına karşılık
"Göçmen sorunu bütünün bir parçasıdır. Gözmen sorunu
kalıcı siyasi bir çözüm ile birlikte düşünülmelidir"
fikrinden hareket ediyor. Şevardnadze'ye göre ise,
göçmenlerin geri dönüş sorununu "asıl problem"dir ve bu
sorun halledildikten sonra diğer sorunlara sıra gelir.
Abhazya için acil olarak yapılması gerekenlerden biri de
seyahat hürriyetinin sağlanmasıdır. Giriş-çıkışlardaki
zorluklar nedeniyle diasporadaki Abhazlar
anavatanlarındaki akrabalarıyla ilişkiler geliştirme
şansına sahip değiller. Yurt dışına öğrenci
gönderilebilmesi, ticari ilişkilerin kurulması
ambargonun kalkmasına bağlıdır.

